
Her gün bir şeyler daha kayboluyor hayatlarımızdan iyilik adına..Yalancı, riyakar, iki yüzlü bir dünyanın sonu gelmez tamahkarlığına feda ediliyor iyiye dair ne varsa.
İyilik; gözünde yaş, dilinde hüzün türküleri eksilmeyen, bağırdıkça sesini etrafına duyuramayan bir çaresizlik… Kötülük; nefsani arzuların doruklarındaki tamahkarlığın, insanın özündeki balçığın rezaleti kadar kokuşmuş bir leş görüntüsünde...
Duyarsızlık hayatlarımızı rehin aldı. Etrafımızda ki her şeye duyarsızlaştık; duyargalarımızı yitirdik. Sonra duygulanmayı, ağlamayı, sevmeyi... Yitirdik bizi biz eden her şeyi… “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” düstürunu unuttuk...Şimdi yanı başımızda insanlar ölse başımızı, sadece olay anının o ilginçliğini telefonlarımıza kaydetmek için, çeviriyoruz..Dünyanın bir yerlerinde insanlar açıktan ölmüş kime ne… Yada Irakta, Filistinde, Çeçenistanda tepelerine gece yarıları ansızın bomba inen çocuklar ölmüş kime ne..!
Duyargasız ve omurgasızlara döndük.. Şimdi kendimizi tanımlayabilecek bir kelime bulamıyoruz kadim kitaplarda. Tüm erdemleri paçalarından kir akan bu asra kurban ettik..Şimdi başımızı cellatlarımıza uzatmış merhamet dileniyoruz.. Kalkmak ve davamızın kavgasını vermek yerine ölümü dileniyoruz merhametsiz ellerden… Ölünce ne olacağını bilmiyormuş gibi…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder