28 Nisan 2008 Pazartesi

kelime dediğin dostum...



gecenin kaçıydı bilmiyorum
ama kelimeleri kaybettiğimde
karanlıktı dünya denilen tenha
boğazıma takılmıyordu artık alalede bile hiçbirşey
ve çıkmıyordu içimden içim.
oynayamıyordum bu oyunu ve biliyorum ben
kötü bir oyuncuydum
dizmekte kelimeleri anlamları bütünler halinde.
peki nasıl kayboldu onca kelime nereye gittiler
bir kervan görseydim eğer
sırtında develerin kelimeler
dur demezdim çünkü kervan bu gitmek alınyazısı
alınyazısı kelimesiyle birlikte gidecekti elbet.
anladım ki sonra ademe verilen isim
ona öğretilen yazı
sadece bir yol işareti.
işaretleri takip etmeliydi
sevginin yazıldığı gibi okunmadığını öğrenmek için...
ismail

"ÖZEL"Dİ


bir ismet özel vardı ve gerçekten özeldi. nerde o cuma mektuplarındaki adam? tamam biz onun gercekten "ne yazsanda arkandayız" ,"hatta anlamasakta" grubuyduk. tamam ismet özel bizim için "bir bildiği vardır abi" sözüyle desteklenen adamdı. ama artık bunu görmek ve yaşamak imkansız. neydi istediği ismet özel'in. bizim için "özel'liğini kaybetmek olmasa gerek.
ismet üstadım artık bizi "biraz ütopya ver" konumunda bırakmamaya başladı. söyledikleri tamamen ütopik çünkü.
türkleşmenin faşizm olmadıgını zaten herkes biliyor bence. trt'de bir iftar programında kosova'dan yayın yapılıyor... ve söylenen şu "bütün türklerin ramazan bayramı kutlu olsun" söylemek istediği etnik mi etnisiteye mi sesleniyor? hayır. söylenmek istenen tüm müslümanların.
allah bizi üstün felan yaratmadı. türkçeyi üstün kılmadı.
o sadece:
1-tanışıp kaynaşalım diye kavim kavim yarattı.
2-acemin acem olmayana, acem olmayanın aceme üstünlüğünü yok saydı.
3-gerçek üstünlük takva'da dedi
4-herkesi islam "fıtratı" üzerine yarattı
5-ve anlayalım diye Kur'an'ı arapça indirdi.
şimdi haşa peygamberdeb daha iyi mi biliyor üstad'ımız.
peki onu bu yeni maceraya atanlar kimler? kim istiyor bu "özelce" olmayan üslubu ve konuşmaları. onu sormak lazım.

11 Nisan 2008 Cuma


KIPIRDA UMUDUM, AYAĞA KALK
Yanlız bir söz duyulsun bizden geriye kalan,
Tarih yargılayacaksa bizi.
Biliriz tarih yorar,
tarih sorar, Tanrıdan önce, insan katında.
Umudun aksak uçan kuşunu vuranlar,
düşünmez kirli bir işe bulaştıklarını.
Zaman denen tanımsız olgu,
devrimci duygularımızı yaşam kavgasında
ezmişti.
Kalkamadık düştüğümüz yerden,
kalamadık düştüğümüz yerde.

10 Nisan 2008 Perşembe

YÜREĞİNİ ELİNDE TUTANLARA (TÜM ÇOBANLARA)


Yakmalı medeni diye nitelendirdiğiniz medeniyetsiz şehirlerinizi!
Kağıttan kulelerinizi ve değersiz değerlerinizi yakmalı. Sonrada karşısına geçip göğe yükselen dumanlarını seyretmeli.. İşte o zaman bağrımıza saplan hançerinizin acısını dindirebiliriz.

Yakmalı sizi siz eden her şeyi; meydanlarınızı,konaklarınızı, caddelerinizi, evlerinizi alışveriş merkezlerinizi, salonlarınızı, törenlerinizi, şölenlerinizi yakmalı teker teker…
Medeniyet adına bize direttiğiniz ne varsa çöpe atıp, lügatlerdeki size ait her şeyi yakmalı..
Sizi tarihin çöplüğüne gömmeli… ve zaferin çok yakın olduğunu yüzünüze çarpa çarpa anlatmalı BAYAN..

Zafer çok yakın bayan..!
Zafer geldiğinde biz gücümüz yettiğince ona doğru koşacağız…. Ve tüküreceğiz sizlere ey “yaşayan ölüler”…Ve ondan sonra ne derseniz deyin bize; hatta yeryüzündeki tüm sıfatları yükleyin bize; barbar deyin,bedevi deyin,çarıklı deyin hatta sizin bir oyunuz bizim bir oyumuzla eşdeğer değil deyin ne derseniz deyin bir çöp kadar bile umurumuzda olmayacak bayan..! Sizin karşınızda çaresiz bir şekilde eli koynunda duranlar olmayacağız… ve sizi tarihten önce biz yargılayacağız bayan…özgürlük adına bütün değer atfettiğiniz değersizliklerinizi tarihin tozlu raflarına kaldırıp işte asıl tarih biziz diyeceğimiz günler çok yakın BAYAN. !!